Mühendislik

Zirveye mi ? AMD Ryzen ve Vaat Ettikleri

Bu makale 05.02.2017 tarihinde medium.com üzerinden yayınlanmıştır.

Uzun zamandır yeni haberlerinin verilmesini beklediğim Zen mimarisi hakkında geçen günlerde kısıtlı da olsa AMD CEO’su Lisa T. Su hanımefendinin sunumuyla bir ön gösterim, teknik detaylar ve bilgilendirme yapıldı. Teknik detaylar ve kıyaslamalara girmeden önce isimlendirme hakkında şunu söylemek isterim ki; mimari olarak Zen ismiyle anılacak işlemcilerin piyasaya bu isimle çıkmayacağı aslında hepimiz tarafından biliniyordu. Uzun zamandır bilgisayar donanımı sektöründe olan Taiwan tabanlı bir şirketin bu isimle ürün çıkarıyor olması ve AMD’nin isim konusuna çok önem veriyor oluşu onları alternatif olarak RYZEN ismine yöneltmiş. ‘Risen’ yükselmek kelimesini bu şekilde kullanarak hedeflerine ilerlemede çok hoş bir isim kullandıklarını söylemeliyim.

Teknik olarak incelemeye başladığımda yepyeni bir anakart tasarımıyla birlikte DDR4 desteği 2. jenerasyon USB 3.1 ve NVME tabanlı SSD’ler için destek sunuyor. Şunu söylemeliyim ki son dönemlerde yeni teknolojileri desteklememesi sebebiyle çoğu kişinin uzaklaştığı bir marka oldu. Pc platformunda yeni teknolojiye ayak uyduramamak ya da yepyeni bir teknoloji üretememek yüzemeyen bir pengueni andırır. Fakat geçte olsa yeni teknolojilerle AMD’yi yeniden dönmüş olarak görmek güzel.

SenseMI olarak isimlendirilen 5 ana işlevin neler vaat ettiklerine bakalım;

Pure Power :

İlk olarak bahsedeceğim bu teknoloji aslında hiçte yabancı olmadığımız daha önce Nvidia ve İntel tabanlı çözümlerde de rastladığımız performans seviyesini statik duruma getirip, güç ve termal değerleri aşağıda tutarak verimlilik artırmayı hedefleyen bir özellik. Aslında çok dikkat çekmeyen bir özellik olsa da AMD’nin tanıtımda gösterdiği 8 Core — 16 threat, 3.4 Ghz+ bandından çalışan işlemcisinin 95 watt TDP değerinde çalışması bu özelliğin ne kadar geliştirildiğini gözler önüne seriyor.

Precision Boost :

Bu özelliğin daha önce İntel’in Turbo Boost olarak işlemcilerinde kullandığı teknolojinin AMD tarafındaki muadili olduğunu söylemeliyim. Fakat burda geliştirilen ve mevcut teknolojiden farklı olarak boost hızının 25Mhz’ lik aralıklarla artırılıyor olması ki bu da daha yüksek kararlılık ve verimlilik elde edilmesine olanak sağlıyor. Bu özellik Turbo Boost 3.0 gibi manuel olarak kullanılmıyor, Turbo Boost 2.0 gibi otomatik çalışıyor.

Extended Frequency Range (XFR):

Ryzen’le birlikte kullanıcılara sunulacak bu özellik, çoğu kullanıcı için bu işlemcileri tercih sebebi yapacak. İşlemci kullandığınız soğutucunun şartlar altındaki performansını algılayacak ve otomatik olarak kendisini hız aşıracak. Yani çok güçlü bir hava soğutma ya da sıvı soğutmalı (su, sıvı azot) bir çözümle işlemcinin sınırları otomatik olarak aşılmış olacak. Beni çok heyecanlandırsa da çok extreme soğutma şartlarında voltaj limitinin nasıl ayarlanacağı ya da soğutmaya bağlı olarak işlemcinin kaç Mhz hız kazanabileceği açıkçası şuan benim içinde merak konusu. Ama uzun zaman sonra böyle bir teknolojiye öncülük yapmak büyük bir iş doğrusu. AMD burada övgüleri hakediyor.

Neural Net Prediction :

Yıllar önce sıkı takipçi ve araştırma severlerinde hatırlayacağı Bobcat mimarisinde, bu işlemcilerle birlikte kullanılmaya başlanmış ve geliştirilmeye çok müsait olmasına rağmen üzerine çok gidilmeyen bir teknoloji olarak kalmıştı. Kısaca dallanma tahmini mekanizması dersem doğru olacaktır. Sinir ağı konseptindeki tahminci önceki veri kayıtlarını daha hızlı inceleyerek sonraki kod sunucunun erken tahminini hedefliyor. Daha önce de çok başarılı bir iş çıkartan bu teknoloji geliştirildiği taktir de ciddi performans artışları sağlayacaktır. Ryzen işlemciler de beni en çok heyecanlandıran bir başka teknoloji de NNP oldu.

Smart Prefetch :

İşlemcinin işleyeceği veriyi talep henüz hayata geçmeden önbellekte hazırlayıp komutlara hızlı bir şekilde ulaştırarak işlem süresini kısaltmayı hedefliyor.

Ryzen işlemcilerin genel teknik özelliklerine yüzeysel olarakta baktıktan sonra kendi fikrimi paylaşmak istiyorum. Zen aslında bence çok geç kalınmış bir mimari oldu sektör için. Tabi ki son kullanıcıların daha çok mobil sektöre yönelmesi bunda etkili oldu. Şirketler ve endüstriler son kullanıcıların isteklerini karşılamakla yükümlüdür. Son dönemdeki bilgisayar sektöründe ki durgunluğu da tamamen buna bağlıyorum. İnsanlar artık bir işlemciye 1000$ ödemeyi angarya olarak görüyor , mobil platformda bu parayla tek bir cihazla işlerini halledebileceğine inanıyor. Ama bu hiçbir zaman böyle olmadı ve olmayacakta. İşlemcilerin gelişimi çağımızdaki destek verilmesi gereken en önemli teknolojik çalışmalardır. Fiyatlardan bahsetmişken AMD işlemciler Türkiye de düzgün fiyatlandırmalarla listeleniyorlar. Artık bir rekabetin ortaya çıkacağı ve tabi ki bu durumunda fiyat indirimiyle son kullanıcıyı mutlu edeceğini düşünüyorum. Tabi ki ülkemizde ki dolar kurunun da yüksekliğini göze alarak fiyatların yine de beklenenin üzerinde olacağını söylemeye gerek yok. Ryzen işlemci ailesinin F/P olarak zirveye odaklandırılmış modelini ve amiral gemisini 3 aylık periyotlar halinde test edip analizlerini paylaşmayı düşünüyorum. Ryzen incelemesi yapanlar geleneğini bozmayarak bende Ryzen mottomla bu yazımı tamamlıyorum.

“Fly with big wings Ryzen.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.