SUSTUKLARIM

YENİDEN

-Karışığım.

+ Ne oldu?

-Kendimi toplarken zorlanıyorum. Bu benim kendi iç savaşım.

.

Silahsız ve sığınmadan savaşmıştı. Kalbini arkasında saklayacağı bir çelik yeleği de olmamıştı ki zaten durup baktığında yara alan da yarayı açan da kendisiydi. Hislerini öldürdü çünkü en çok hislerinden yara almıştı. Hislerini öldürdü çünkü en çok hisleri yara açmıştı.

. . .

Beyninin içinden başlayıp bütün vücudunu saran bir hissi anlamlandıramadığın olmadı mı? Kalbine baskı yapanları söküp atmak için yanlışlar yapmadın mı? Unutmak için yeni bir yola girmeyi düşünürken kendine olan saygının önüne geçtiği de mi olmadı? Kalbinin beynine attığı yumruk seni allak bullak etti de beyninin kalbine elini uzattığını gördüğünde hiç mi yüzün kızarmadı?

. . .

. . .

Bir haber alırsın uzak bir şehir de küçücük bir kız babasının tabutu önündedir. Uzak şehirden senin avuçlarına dökülür küçücük bir kızın gözyaşları. Şehir uzaktır da acı yakın. Utanırsın dünü harap ettiğine. Utanırsın acının onun acısının yanında kum tanesi oluşuna. Utanırsın bütün hayatını bir kişiye altın tepsiyle sunarken arkanda senin için var olduğuna emin olduklarından. Çok utanırsın yanında olamadıklarından. Hissiz kalan kalbin ilk hissidir, utanmak.

. . .

. . .

. . .

+ Ağlamak iyi fikir değil kendimi biliyorum.

-Ama şair boşuna dememiş bastırdığın duygunun esiri olursun diye.

+ O duyguları özgür bıraktığım zamanları da biliyorum. Dönüp dolaşıp sadık bir kuş gibi yine benim avuçlarıma konuyorlar.

.

Bu sefer yeni yolcular eklemek için değil içinde sakladıklarını özgür bırakmak için açmıştı kalbinin kapısını. Güle güle dünüm. Güle güle…

. . .

Bırakmak kolay mıydı, dün her şeyim dediğini bugünün gerisinde? Dün neşeyle savurduğun duyguları bugün yüzüne sertçe vuran rüzgâr da mı aklını başına getirmedi? Zaman başını almış koşar adım uzaklaşırken sen durup sızlanmayı ne kadar daha sürdürebilirdin? Hayalleri olan kadını da mı unutup geldin dün de?

. . .

. . .

Bir hayal kurdum, bırakmışken her şeyi yarım. Aylar öncesinde kalan aklımı güncelleyip bugünü ekleyince takvimime,kayıp giden onlarca günü de yaralarıma merhem yapıp sil baştan demedim, bitti diyemedim ama kaldığım yerden dedim. Dünü ve yarını bir zaman kavramı olarak saklayıp cebime, şimdiye yükleyip bütün umudumu takıldım peşine.

Beni büyüten her anımı başıma taç yapıp,duyduğum ve unutamadığım bütün kötü sözleri kulağıma küpe diye takıp, kırıp dökülen kalp parçalarımı da geride bırakmayıp döküp saçtım bana kalanları önüme.

. . .

. . .

. . .

-Aslında bundan sonra yokluğunun çok etkileyeceğini zannetmiyorum.

+ Bundan sonrası senin dallarında baharın etkisiyle yeni tomurcuklar yeşerecek, onun sonbaharında hep yaprak dökümü var.

.

Ya umutlar ekmeyi bırakacaksın bugün ya da sulayacaksın umut fidelerini daha çabuk boy versin diye.

. . .

Bugün saklambaç oynarken aklınla kalbin, ebe olup bulmak istemedin mi kalbini? Dün yerini hatırlayınca acıtıyordu da kalbin, bugün kuşlar uçmasının sakıncası var mıydı? Bugün ne kadar güçlü olduğunu fark ettiğinde teşekkür etmedin mi dününe? Dünde bıraktıkların kötü diye dünü unutmak haksızlık olmaz mıydı kendine?

. . .

. . .

Mis gibi kokuyorsun hayat burnumda çiçek kokusu ve sen kadın çok da değerlisin ümitler ekmek için yarınlara, çok da güzel bir sebep gülücüklerin umutlar toplamak için bugünden. Karanlık gece almışken bütün karamsarlığı gölgesine, sen kadın bu hayata renk katmak için yaratılmış ruhunla ışık saç geceye. Sen kadın bu ışığı takip et bulmak için yolunu. Ve sen burada oturmuş olan (ağlarken dikenlerin batıyor hayat diyen) gör bak rengarenk çiçekler açmış, bahçelerinde.

. . .

. . .

 . . .

-Yine olur mu?

+ Yine demiyorum artık yeni diyorum.

.

Dünün beklentilerini yakıp savurdum küllerini. Yeni yollar için açtım, gönlümün haritasını. Yeni yeni yepyeniden.

 . . .

Yağmur da ıslanmaya da güneşte yanmaya da razıyım elbet ama ben baharıyım 365 günümün. Her karanlıktan sonra geceyi aydınlatan güneşiyim günlerimin. Kıymetini bilene kayan yıldızıyım gecenin. Dünüyüm yıllarımın ve yarınıyım hayallerimin.

. . .

. . .

PEKİ SEN?

YENİDEN” üzerine 3 yorum

  1. Yağmur da ıslanmaya da güneşte yanmaya da razıyım elbet ama ben baharıyım 365 günümün. Her karanlıktan sonra geceyi aydınlatan güneşiyim günlerimin. Kıymetini bilene kayan yıldızıyım gecenin. Dünüyüm yıllarımın ve yarınıyım hayallerimin.

    . . .

  2. Birgün dediki kadın pes, bitti,bittim ben. Artik dayanamiyorum yarali dizlerimin ustunde durmaya. Güçlü bir kadın değilim ben. Olmuyor, yapamıyorum… Tutunacak bir dal,yaslanacak bir dağa ihtiyacım var. Yoruldum…
    Demissin ya sil baştan diyemedim ama devam dedim yüreğime diye denmiyor zaten. Silebilseydik geçmişi kalmazdı kabuk bağlayan yaranın izleri… kanasada acımazdı mumkun mu? Bizi bugün var eden bu izler değil mi?
    Keşkelerle yaşıyoruz. Herşeye bir keşkemiz var. Neden mi çünkü kabullenmeye gücümüz kalmadi bugunu. Yinelerden biktigimiz için korkuyoruz. Yeniden için cesaretimiz yok
    Söyle geriye cekilipte kendimize bakmadigimizdan bu korkular. Çünkü hep bastirildik,güçsüz olduğumuzu kabullendik ama tam tersiyiz. Anlayamayacaklari kadar güçlüyüz, inanmayacaklari kadar dayanikliyiz dediğin gibi görmeyi bilene çok şeyiz biz peki ya onlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.