SUSTUKLARIM

YARIM KALAN

Yine oturduysam başına içimde kara bulutlar gezmeye, hava kapanmaya ve gök gürüldemeye başlamış demektir. Ama bu sefer bu gökyüzünde yağmur yağdırmayı bekleyen başka bulutlar da var biliyorum. Sen de bil ki hep sürmez bu kış bütün yapraklarını dökünce ağaçlar filizlenmeye başlar tomurcuklar. İnsanoğlu da doğa gibi döktüğü zaman son yaşı gözünden, yerleşir kalbine mutlu günler.

. . .

 

-Nefesimi kesiyorsun.

– Aklımı başımdan aldın. Aklım sende geziyorum.

. . .

. . .

Küçük bir merhaba deyip gidecektim. Yalnızlığımı kimseye vermeyecektim. Seni tanımayı istemeyecektim. Merak edip öğrenmeyecektim. Hayaller kurup seni dâhil etmeyecektim.

Tanıdım. Öğrendim. Özledim. Yetmedi bir de tuttum sevdim.

. . .

. . .

. . .

Gün geceyi kovalamayı mı hızlandırdı? Zaman seni bana nasıl yakınlaştırdı? Kilometreler aslında uzak değil miydi? Bir ses beni alıp senin yanına getirebilir miydi? Ruhum bende değilken bedenimin olduğu yerde olduğumu iddia edebilir miydim?

. . .

-Öpüyorum.

-Bende. En çok da bu gece sana dokunurken kalbimin atışını 5 katına çıkaracağını bile bile hiçbir şey düşünmeden gözlerimi kapatıp seni uzun uzun öpüyorum.

. . .

. . .

Bugün arkasına saklandığım tüm cümleleri silip atıp, aklımla kalbimin savaşında mola alıp, bu bahar yalancı bahar diyenlere de kulak asmayıp hadi diyorum. Hayalimde ruj izlerini eksik etmiyorum teninde. Dudağımdan bütün vücuduma yayılan ateş hissedilince kalbimde geri dönüp koşarak kaçmak istiyor bir yanım ama hareketsiz orada kalıyor, bütün varlığım.

. . .

. . .

. . .

İnsan bilerek atar mıydı, kendini ateşe? Seni kavuran ateş tenine dokununca mı geçmişti yakmak için tenime? Yanıp kavrulmak dert değildi ama küle dönerken hakkını verebilecek miydik bu tutkunun biz de?

. . .

-Ben seni istiyorum. Kalbimin duracağını bilsem diyorum yine de dokunurum.

-Konuşmak, dolanmak, karışmak. Düğüm olmak. Sonra kelimelerle çözülmek. Saçma sapan dağılmak istiyorum.

. . .

. . .

Sana günah olan bize yasak olmak zorunda mıydı? Biz yanarken dokunup yanarsan biz suçlu sayılabilir miydik? Sen asla yanmadım diyen yalancı bizi kandır da kendini nasıl ikna ediyordun buna? Bu tutku sadece bizi kavuruyor ve siz insanlar bunu yaşamıyorsanız yaratan niye özel kılmıştı bizi aranızda?

. . .

. . .

. . .

Görmeyelim, duymayalım, bilmeyelim demek yetmiyor bazen. İnsanlar senin kendi ateşinde yanmana bile izin vermiyor ve koskoca bir ateşin içine atıyorlar, ateş topunu ama onlarında bilmediği şey ateş ateşi yakmaz. Ateş ateşin alevini arttırır. Dokunmasaydınız kavrulacaktık, ateşimizde. Elinizi değdiğiniz şeyi kirletiyorsunuz ve şimdi kendinizi de yakacaksınız ellerinizle bize hazırladığınız ateşte.

. . .

-Sen benim en güzel geçen kısacık anımsın ama canım acıdı özür dilerim.

-İşgal ettin, her hücremi. Kurtuluş savaşı veremem artık. Sen istemesen de hala işgale devam ediyorsun.

. . .

. . .

Aklımla kalbim verdiğim molaya aldırmayıp bu geçici barıştan çabuk bıkıp, cepheleri de sıkı tutup başlamışlardı birbirlerine hücuma. Kalp bıkmış olacak ki önce aldığı yaralardan korkak savaşmaya başlamıştı. Akıl kendinden emin savururken cephanesini, kalp kendini korumak dışında hamle yapamıyordu. Ve ben bu savaşın bitmesine ve kazanan tarafa esir olmaya hazır değildim.

. . .

. . .

. . .

Üzülmeme üzülmek yerine üzülmemem için neden yapmadın bir şey? Dün bitti, yarını bilmiyorum da neden bugüne şans vermiyorsun sen de? Önünde engel olanları kaldıramayacak kadar figüran mısın kendi hayatında? Giyindiğin bütün kostümleri çıkarıp bugün en saf halinle tutamaz mısın elimi? Akıl başka kalp başka bir şey deyince kendi yolunu bulup ikisini de arkana alıp gidemez misin sen de?

. . .

Baktığım zaman yanıma bulamayınca kimseyi orada ben de kendime olan saygımın tutup ellerinden dedim ki her hikâye de mutlu son yok. Bu sefer gökten düşen tüm elmalar benim.

. . .

. . .

-Güzel bir rüya gördüm gözlerimi açtım devam etti. Sen benim en saf, en yaramaz, en yalansız yanımdın.

Hoşça kal

-Senden gelen bir kelime bir cümleyle gülümseyen, heyecanlanan, utanan, sana tutkulu, özleyen biri vardı. Güzel şeyler olsun… Kimse bilerek kırmadı kimseyi zaten kırmasın da.

GÜLE GÜLE

. . .

. . .

. . .

Sen doğru adam ben doğru kadın ama ortada koskoca yanlış zaman. Tut akrebi kollarından bende yelkovanın bacaklarından. Hep teğet geçsek de birbirimizi, bizi kavuşturacak tek bir dakika yeter bize.

.

Diller sustu, gözler konuştu. Gözler kapandı, kalpler konuştu. Sonra herkes sustu ve sessizlik konuştu

Özledim demişti adam hakkım yok ki demişti kadın. Gel desen demişti, adam. Yine gitmeyecek misin demişti, kadın. Herkesin konuştuğu yerde kadın ve adam sustu. Bu konuşmayı da zaten kendileri dâhil kimse duymadı.

 

YARIM KALAN” üzerine 4 yorum

  1. Kadın artik yoruldu tutulmayan sözlerden gelecegim bekle deyip donmeyenlerden yandı yandi aşkının ateşinde ama gören olmadı tutan olmadı ellerinden halbuki ne çok sevdi adamı ne çok bekledi kırık kalbiyle …
    Adam sevseydi gelirdi sarardı bedenini atesiyle kadının yakardı tekrar askini küllerinden ama adam gitti ve hiç gelmedi kadın yandi ve kor oldu söndü kadın taslasti yağmurlar yağdı üstüne ….
    Bilmiyordu kadın yosun bağlayacaktı yüreği ve birgün birisi gelip yesertecekti tekrar umutlarını tekrar yanana dek kalbini taşlaşmış bedeninde saklayacak…
    Umarım hicbir kadına geç kalmazsınız…

  2. Yarim kaldım ! bulutların üstünden bıraktım ben kendimi…
    ALI BURAK ULTAV

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.