SUSTUKLARIM

SEVGİSİZ ŞEHİR

Geceye bakıp güneşi gördüm. Yağmura bakıp yıldızları gördüm.Hiçbir taşın altında göremedim mutluluğu. Kaçtı köşe bucak benden. Gözümün içine baktı. Alay etti benle ve benim tüm çaresizliğime inat kaçtı benden. Kovaladıkça daha da hızlandı. Ben düşüp dizlerimi kanattıkça alaylı kahkahalarıyla etrafımda dolandı. Her kalkmaya çalıştığımda acır gözlerle baktı. Varlığıma inat benim orada olmamı görmezden gelip gözümün önünden akıp gitmeye devam etti ve ben beni görmezden gelen mutluluğa inat düşe kalka devam ettim yola.

Hayat ters düz edermiş adamı. Çokta düz bir insan değildim oysa ben. Mutsuzluğa inat sevmeyi unutmadan yaşamaktı tek derdim. İnsanlarla yaşamak zormuş. Her güldüğün gözyaşı olarak dönermiş sana. Sen sevdikçe onlar üzermiş. Kimseye kendinden fazla değer verme dedi bana en değer verdiklerim. Bu hayatta büyümenin zor olduğunu yine değer verdiklerim gösterdi bana. Mutsuzluğa inat devam ettiğim bu yolda değer verdiklerimin önüme koyduğu engeller beni bilmediğim şehirlerin yollarına attı.

Ben sevgisiz bir şehrin sevmeyi bilmeyen insanlarından öğrendim sevmeyi. Yine o şehir de bir taşın altına sakladım tüm sevdalarımı. Hep masum kalsınlar diye. Onu bile başaramadım. Tüm korumaya çalıştıklarım bir bir uçup gitti ellerimden. İki damla gözyaşı kaldı bana. Yine de isyan etmedim. Tecrübe deyip geçtim. Oysa çok geç anladım tecrübe dediklerimin kalbimde açtığı yarayı. Mutsuzluğa inat yaşamak için uğraştığım bu hayatta aslında yaşamadan yok olmayı öğrendim.

Hayat dizlerimi kanattı, zorlu yollarında. İnsanlar önce yaralarıma üfledi. Sonra iyileşmeye başlayan yaralarımın kabuklarını kaldırdı. En güvendiklerim bensiz devam etti yola. Ben suçu hep hayata , insanlara , şehirlere yükledim. Tam da vazgeçmişken her şeyden , yolun sonu olduğunu düşünürken, bir kuş tüm cıvıltısıyla çekti beni tekrardan yola. Ben tüm topraklar kurumuş sanırken etrafımda filizlendi, umut. Güneş benim karanlık sandığım dünyayı bana inat öyle bir aydınlattı ki utancımdan yüzüne bakamadım.

Şimdi tüm yaşanmışlıkları da koyup çantama devam edebilir miyim yola? Kuşun cıvıltısını, filizlenen umudumu da alıp yanıma tekrar gidebilir miyim o şehre ? Korumak için sakladıklarımı çıkarabilir miyim , o toprağın altından ? Sevdalarımı da alıp yanıma kendime yeni şehirler bulabilir miyim yaşamak için ?

Yol zorlu , yol acıtıyor ve mutsuzluk işini yapmaya çok kararlı.

NE DERSİN VAR MISIN ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.