Zaman Labirenti

Bazı geceler uyumadan günün ve geçmişin sorgusunu yapıyorum. Benim için yaşadığımız dünya hep bir zaman labirentini andırmıştır. Bir labirent düşünelim; başlangıç noktasına istemsiz de olsa aniden bırakıldığımız, daha gözlerimizi tam bile açamadan acı çektiğimiz. Duvarlarının arasında kendimizi arayıp durduğumuz. Kalan zamanın ölçüsünün anlaşılamadığı ama ilerlediğinin bilindiği, bazen duvarlarının arasında soluk soluğa peşinden koştuğun hayaller, bazen umutsuzlukla oturup bir kenarda ağlamaya başladığın, bazen de gözyaşlarını silip mutlak bir inançla ilerlemeye devam ettiğin. Artık başarmaya başladığına inandığın anda tekrar başa döndüğünü farkettiğin, belki de en umutsuz olduğun an da rastladığın bir kadınla hayatına yeni anlamlar yüklediğin bir labirent.

Aslında zaman labirenti henüz sonunu kimsenin göremediği, insanların anlamakta zorlandığı, bazı insanların da hiç farkına varamadığı bir evren. Labirentin en önemli özelliği insanların ruh haline göre karşısına fırsatlar veya kazalar getiriyor oluşu. İnanılmaz bir çekim kuvveti var bu labirentin, hiçbir mikroişlemcinin hesaplayamayacağı kadar işlem yeteneği ve en önemlisi de duygulara karşı şekil alıyor oluşu. Ama bütün bunların zamanın ilerleyişine çare olmadığı, döngü içerisine sokulmuş bir evrenin hikayesi zaman labirenti.

Labirent insanlara çok şey öğretir. Sonunu bilmediğin bir yola çıkmayı, umutsuzluğa karşı koymayı, zamanın azaldığı için daha hızlı olmayı, bir hedefin olması gerektiğini ve bunun için sonsuz bir çabayla duvarların arasında ilerlemeyi. Hayatın varlığı basit bir zaman labirentiyle tam olarak açıklanabilir. Ama içinde yaşayacaklarınız tamamen size, yaklaşım şeklinize, hedeflerinize ve aradıklarınıza bağlıdır.

Peki ya sonu ? Zaman labirentinin sonu tabi ki zamanın bitişiyle sonlanır. Bir kum saatinin kendini tamamlaması ya da matematik gözünde sıfıra ulaşmaktır.  Zaman labirentinin sonunda kimisi; bambaşka evrenlerde bambaşka başlangıçlara yol alacağına inanır, kimisi labirentin sonunda aniden bırakıldığı gibi yok olacağına. Önemli olan zaman labirentinde mutlu olmak mıdır herkes için, yoksa güçlü olmak mı ? Kimileri anlayamıyor labirenti, kimileri farkında bile değil. Bense elimde sımsıkı tutuyorum. Peki ya sen ?

 

Zirveye mi ? AMD Ryzen ve Vaat Ettikleri

Bu makale 05.02.2017 tarihinde medium.com üzerinden yayınlanmıştır.

Uzun zamandır yeni haberlerinin verilmesini beklediğim Zen mimarisi hakkında geçen günlerde kısıtlı da olsa AMD CEO’su Lisa T. Su hanımefendinin sunumuyla bir ön gösterim, teknik detaylar ve bilgilendirme yapıldı. Teknik detaylar ve kıyaslamalara girmeden önce isimlendirme hakkında şunu söylemek isterim ki; mimari olarak Zen ismiyle anılacak işlemcilerin piyasaya bu isimle çıkmayacağı aslında hepimiz tarafından biliniyordu. Uzun zamandır bilgisayar donanımı sektöründe olan Taiwan tabanlı bir şirketin bu isimle ürün çıkarıyor olması ve AMD’nin isim konusuna çok önem veriyor oluşu onları alternatif olarak RYZEN ismine yöneltmiş. ‘Risen’ yükselmek kelimesini bu şekilde kullanarak hedeflerine ilerlemede çok hoş bir isim kullandıklarını söylemeliyim.

Teknik olarak incelemeye başladığımda yepyeni bir anakart tasarımıyla birlikte DDR4 desteği 2. jenerasyon USB 3.1 ve NVME tabanlı SSD’ler için destek sunuyor. Şunu söylemeliyim ki son dönemlerde yeni teknolojileri desteklememesi sebebiyle çoğu kişinin uzaklaştığı bir marka oldu. Pc platformunda yeni teknolojiye ayak uyduramamak ya da yepyeni bir teknoloji üretememek yüzemeyen bir pengueni andırır. Fakat geçte olsa yeni teknolojilerle AMD’yi yeniden dönmüş olarak görmek güzel.

SenseMI olarak isimlendirilen 5 ana işlevin neler vaat ettiklerine bakalım;

Pure Power :

İlk olarak bahsedeceğim bu teknoloji aslında hiçte yabancı olmadığımız daha önce Nvidia ve İntel tabanlı çözümlerde de rastladığımız performans seviyesini statik duruma getirip, güç ve termal değerleri aşağıda tutarak verimlilik artırmayı hedefleyen bir özellik. Aslında çok dikkat çekmeyen bir özellik olsa da AMD’nin tanıtımda gösterdiği 8 Core — 16 threat, 3.4 Ghz+ bandından çalışan işlemcisinin 95 watt TDP değerinde çalışması bu özelliğin ne kadar geliştirildiğini gözler önüne seriyor.

Precision Boost :

Bu özelliğin daha önce İntel’in Turbo Boost olarak işlemcilerinde kullandığı teknolojinin AMD tarafındaki muadili olduğunu söylemeliyim. Fakat burda geliştirilen ve mevcut teknolojiden farklı olarak boost hızının 25Mhz’ lik aralıklarla artırılıyor olması ki bu da daha yüksek kararlılık ve verimlilik elde edilmesine olanak sağlıyor. Bu özellik Turbo Boost 3.0 gibi manuel olarak kullanılmıyor, Turbo Boost 2.0 gibi otomatik çalışıyor.

Extended Frequency Range (XFR):

Ryzen’le birlikte kullanıcılara sunulacak bu özellik, çoğu kullanıcı için bu işlemcileri tercih sebebi yapacak. İşlemci kullandığınız soğutucunun şartlar altındaki performansını algılayacak ve otomatik olarak kendisini hız aşıracak. Yani çok güçlü bir hava soğutma ya da sıvı soğutmalı (su, sıvı azot) bir çözümle işlemcinin sınırları otomatik olarak aşılmış olacak. Beni çok heyecanlandırsa da çok extreme soğutma şartlarında voltaj limitinin nasıl ayarlanacağı ya da soğutmaya bağlı olarak işlemcinin kaç Mhz hız kazanabileceği açıkçası şuan benim içinde merak konusu. Ama uzun zaman sonra böyle bir teknolojiye öncülük yapmak büyük bir iş doğrusu. AMD burada övgüleri hakediyor.

Neural Net Prediction :

Yıllar önce sıkı takipçi ve araştırma severlerinde hatırlayacağı Bobcat mimarisinde, bu işlemcilerle birlikte kullanılmaya başlanmış ve geliştirilmeye çok müsait olmasına rağmen üzerine çok gidilmeyen bir teknoloji olarak kalmıştı. Kısaca dallanma tahmini mekanizması dersem doğru olacaktır. Sinir ağı konseptindeki tahminci önceki veri kayıtlarını daha hızlı inceleyerek sonraki kod sunucunun erken tahminini hedefliyor. Daha önce de çok başarılı bir iş çıkartan bu teknoloji geliştirildiği taktir de ciddi performans artışları sağlayacaktır. Ryzen işlemciler de beni en çok heyecanlandıran bir başka teknoloji de NNP oldu.

Smart Prefetch :

İşlemcinin işleyeceği veriyi talep henüz hayata geçmeden önbellekte hazırlayıp komutlara hızlı bir şekilde ulaştırarak işlem süresini kısaltmayı hedefliyor.

Ryzen işlemcilerin genel teknik özelliklerine yüzeysel olarakta baktıktan sonra kendi fikrimi paylaşmak istiyorum. Zen aslında bence çok geç kalınmış bir mimari oldu sektör için. Tabi ki son kullanıcıların daha çok mobil sektöre yönelmesi bunda etkili oldu. Şirketler ve endüstriler son kullanıcıların isteklerini karşılamakla yükümlüdür. Son dönemdeki bilgisayar sektöründe ki durgunluğu da tamamen buna bağlıyorum. İnsanlar artık bir işlemciye 1000$ ödemeyi angarya olarak görüyor , mobil platformda bu parayla tek bir cihazla işlerini halledebileceğine inanıyor. Ama bu hiçbir zaman böyle olmadı ve olmayacakta. İşlemcilerin gelişimi çağımızdaki destek verilmesi gereken en önemli teknolojik çalışmalardır. Fiyatlardan bahsetmişken AMD işlemciler Türkiye de düzgün fiyatlandırmalarla listeleniyorlar. Artık bir rekabetin ortaya çıkacağı ve tabi ki bu durumunda fiyat indirimiyle son kullanıcıyı mutlu edeceğini düşünüyorum. Tabi ki ülkemizde ki dolar kurunun da yüksekliğini göze alarak fiyatların yine de beklenenin üzerinde olacağını söylemeye gerek yok. Ryzen işlemci ailesinin F/P olarak zirveye odaklandırılmış modelini ve amiral gemisini 3 aylık periyotlar halinde test edip analizlerini paylaşmayı düşünüyorum. Ryzen incelemesi yapanlar geleneğini bozmayarak bende Ryzen mottomla bu yazımı tamamlıyorum.

“Fly with big wings Ryzen.”

Başlarken

Hepinize selamlar;

Bu yazım bu siteyi neden yaptığım, ne amaçladığım, kim olduğum, neler yapmak istediğim konuları üzerine olacak.

Ben bir makine mühendisiyim. Bu mesleğin en zor yanının nitelikli bilgiye ulaşmak olduğunu düşündüğüm için, bu site üzerinde bildiklerimi sade bir dille meraklılarına ulaştırmak istiyorum. Sitenin herhangi bir kitle hedefi olmayacaktır. Çünkü ister mühendis ister doktor ister sosyolog ister memur mesleğiniz ne olursa olsun bilgi almak istediğiniz bir alanda buraya geldiğinizde, kafanız da soru işareti kalmadan istediğinize ulaşarak siteyi kullanmanızı amaçlıyorum. Site içerisinde hem kendi mesleğim üzerine hem ilgi duyduğum alanlar da çeşitli yazılar bulacaksınız. Burada yayınladıklarımla okuyuculara yardımcı olmak, bildiklerimi pekiştirmek ve kendi gelişimimi hızlandırmayı planlıyorum.

Çok sevdiğim bir söz vardır “Success, failure, tears, happiness and experiments”. İnsan hayatını sade ve öz anlatan beş sihirli kelime. Bu beş sihirli kelime içinde yaşarken bizi sonsuz yapan arkamızda bıraktığımız kalıcı eserlerdir.

İlk sitem olduğu için henüz çok eksiklerinin ve yapılması gereken çok iş olduğunun farkındayım. Zaman içerisinde eksiklerin düzeltilip mümkün olduğunca faydalı bir site yaratılması için çalışacağım. Öğreneceğim ve öğreteceğim çok şey olduğuna inanıyorum. Ayrıca site üzerinde paylaşılan içerikler bana bilgi verilerek ve kaynak belirtilmek koşulu ile diğer sitelerde paylaşılabilir.

 

Haydi başlayalım…