SUSTUKLARIM

MASAL

Daha henüz elimdekileri bırakamamışken takılmıştım yeni bir hayatın peşine. Bu sefer izleyecekken kıyısından seni, tutup çekmiştin kendine. Geceyi kendimize yorgan yapıp hadi gel anlatalım demiştik, birbirimize. Kırk yıl hatrı kalsın bu gecenin diye kahveleri ben yapmıştım, dumanı üstünde. Bakma şiir gibi başladı, masal gibi sürdü ama nasıl bitecekti bu gece?

. . .

-Sandığımdan fazlası var, bu yazılarda. Çok acı var. Neden?

+Acı var. Onun nedeni de başka yazı.

. . .

. . .

Yaraları çekmişti, beni kendine. Tek başına yalnızlığına Âşık adam sevmişti, zamanın da, nefesim dediği kadını. Sevme beni soluksuz kalırsın diyen kadına vermişti adam kendini delice. Yalnızlığı ve aşkının savaşında, uğurlarken aşkını sıkı sıkıya tutunmuştu, yalnızlığına. Soluksuz bırakan kadını bilmek değildi derdim de en çok yaralarını sevmiştim. En çok yaralarını yakın bulmuştum, yaralarıma. Yaraları, yaralarıma denk sandığım adamı geceyi de şahit yapıp aramızdaki anlaşmaya katmıştım, kendime.

. . .

. . .

. . .

Yüzsüzce daldın mı hiç esrarengiz bulduğun birinin mahremine? Soluksuz dolaşırken kelimelerin arasında kızdın mı virgüle, girdi diye sevenlerin arasına? Cümleler cümleleri kovalarken düşman oldun mu noktaya, bitirdi diye böyle birden aşklarını? Bakmaya utandın mı, öğrendiğinde kabuk bağlamış yaraların sebebini?

. . .

Harflerin arasındayken henüz, birden kaldırınca başımı gözlerini bulmuştum, gözlerimde. Ben dalmışken onun yüreğine sanki hissettiklerimi yüzümden okur gibi dikkatle bakmıştı, yüzüme.

.

-Yazmak iyi oldu aslında. Kafamın içinde sürekli bunlar dolanıyordu. İş yapamıyordum. Elimde küçük bir defter, kalem yazıyordum, deli gibi her an.

+Bayılıyorum gönülden dökülen sözlere ve bence senin yüreğindekiler dökülmeyi hak etmiş, kâğıda.

-Hayır ya benim canım yanıyordu.

. . .

. . .

Adamın yazarak anlattığı kadını canlandırıp alıp, oturtmuştum karşıma. İçimde kıskançlıkla dedim ki bu adam ne bulmuş olabilir ki bu kadında. Kendini bırakan kadını bu kadar güzel sözlerle anlatmak haksızlık değil miydi kalan gidemeyen tüm kadınlara? Ben gidemeyen olarak oturup gitmiş bir kadına olan aşkını ezberlemiştim, usulca.

. . .

. . .

. . .

Gözümün ucuyla bakarken yaralarına, senelerinin arasında dolaşmaya devam etmiştim, korkusuzca. Dokunmuştum, yaralarına gizlice. Dur demek istemiştim, cümlelerinin geçişindeki acıya. Bulaşmıştı akan gözyaşları bağlaçlarla yeni cümlelere. Gitme diye tutmuştum ‘SEN’ kelimesinin bacaklarından ama sen hep ayrı yazılmıştı, bu hikâyede benden.

. . .

-Şiir sever misin?

 +Tabii. Okuyayım mı sana bir şiir?

. . .

. . .

Sesinde eksik kalmış bir hikâye,

Hikâyede güzel kadın,

Kadının kalbinde adın,

Sende biraz ben var, bende yarım kalmış hayat.

Sesinde cümleler,

Cümlelerde aşklar,

Aşklarda kahreden acılar,

Sende biraz ben var, bende geçmeyen geceler.

Sesinde umut,

Umutta kokusu,

Kokusunda gözyaşı,

Sende biraz ben var, bende tamamen sen.

. . .

. . .

. . .

Yapma adam katma benim yaşanmışlığımı kendininkine. Biliyorum iki kırık hayat denk değil birbirine. Güçlü değiliz ikimizde. Aylar önce bizi bir araya getiren rüzgârın bir fırtınasına bakar bizi dağıtmak, sinsice.

. . .

-En son ne zaman kalbini hissettiren bir kadın gördün?

+O eylül ayında oldu.

-Ne hissettin?

+Kalbim çarptı. Kıyamadım. Kolumu kanadımı germek istedim.

-Bütün bunlara hissetmene ne sebep oldu?

+Sen sanırım.

-Ben bunu hissettirecek kadar güzel ne yapmış olabilirim?

+hiçbir şey. İşte güzel olan da o.

. . .

. . .

Yalan yok demiştin ya bana. Yalan yok yaralarını sevmiştim, başta. Ben kıskandığımın senin anlattığın kadın olduğunu sanmıştım, aylarca. Oysa ben senin hoyratça savurduğun sözlerle aslında cesurca, sadıkça sevişini kıskanmıştım, olmayışında. Belki de böyle sevilmeyi istemiştim, yıllarca. Yalan yok demiştin ya bana. Yalan yok bu hikâye maceraydı, başta.

. . .

. . .

. . .

Yaralarına vurulduğum adam fark edince yaralarımı kazmaya başlamıştı, benim anılarımı. Kazarak bulamazdı aradığını ama artık istemesem de başlamıştı bilmeye.

. . .

-Onlar herkesin içinde yaşadığı kırıklıklar.

+Bu başka bir derinlik. Boğulur insan burada. Diğerleri su birikintisi gibi kaldı, senin yanında.

. . .

. . .

Ben bir felaketim adam. Önüme katıp tüm güzel şeyi bir anda alıp götüren bir sel var, içimde. Ben bir felaketim, insanların arkasına bakmadan kaçtığı. Ben bir felaketim, insanlar için can anlamına gelen suyu katıp önüme can alan bir felaket. Sen de kaç adam elindekilerle kurtul. Ben bu hikâye de seni elindekilerden edebilirim.

. . .

. . .

. . .

Ben deliyim demiştim. Sen divaneyim diye kesmiştin, sözümü. Hayal etmeyi bırakmıştım önceki hayatımda gelen icra da. Sen döküp saçtıklarımı toplayıp da gelmişsin, karşıma. Hayat sen ne garipsin dünün dağıttıklarını toplatıp getirmişsin, bugüne.

. . .

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Bir varmış aşklar. Bir yokmuş, âşıklar. Gece üstümüzden çekince yıldızlı yorganını, alıp masalı da yanımıza, döndük gerçek hayatlarımıza.

. . .

. . .

-Güzel gündü.

+Kesinlikle.

-Gene olsa.

+Olur belki.

-Olsun.

+Olsun.

-Olur belki.

+Belki.

. . .

. . .

. . .

Yalan yok demiştik, başta ama yalan karışmıştı, insanın hamuruna. İyi ki yerler hazırlamamıştık, birbirimize hayatlarımızda. Şimdi sen uygun görürsen iki kelam da benim için edersin, boş kâğıtlar da. Belki de yok sayar eski hikâyene devam edersin umarsızca.

. . .

Az gittim, uz gittim. Dere tepe düz gittim. Altı ay, bir güz gittim. Bir de baktım ki. Bir arpa boyu yol gitmişim.

MASAL” üzerine 4 yorum

  1. Yalan yok diye başlamıştık bizde sizin gibi ama gerçekleri saklayınca doğruluk olurmu? Hiç yalan söylemedim neysem oyum tüm yaralarimla sev beni dedin bende sevdim. Evet hiç yalan yoktu ama söylenmemiş pek çok şey vardı. Pek çok şey vardı da en başta benimde kanayan yaralarım vardı kendi sardığım.kadin işte doğuştan korumacı sakladım yaramı sana sürdüm merhemimi sen iyi oldukça hor kullandın sevgimi. Iyi oldukça ben yavaş yavaş çöktüm sevgisizlikten. Almasına aliyordunda hiç vermiyordun. Yaranın sebebini sordum birgün sana artik iyisin diye. Kalbimide aldı gitti dedin. Kalakaldım öylece ya yaşadıklarımız? Onun yeri sarsılmaz dedin. Ya ben? Kan kaybederken bulup kendi merhemimi sürmüştüm yaranada şimdi koca bir hic olmuştum. O ise kalbini sokup çoktan gitmişti. Nerde hata yaptım? Dedimki git bul onu yaşıyorsa kalbini al yaşamıyorsa unut… hayat bu kısır döngü kimi çok seversen hayat onu elinden alır ve kime boyun eğersen sonu hep mutsuzluktur …

  2. Kelimeler duyguyu bu kadar iyi karşılayabilir eline, emeğine ve yüreğine sağlık…

  3. Sızlattın unuttuğum yaraları. Iyilestiler sanıyordum oysa duruyorlarmış oldukları yerde.

  4. Ben bir felaketim adam. Önüme katıp tüm güzel şeyi bir anda alıp götüren bir sel var, içimde. Ben bir felaketim, insanların arkasına bakmadan kaçtığı. Ben bir felaketim, insanlar için can anlamına gelen suyu katıp önüme can alan bir felaket. Sen de kaç adam elindekilerle kurtul. Ben bu hikâye de seni elindekilerden edebilirim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.