SUSTUKLARIM

BİLİYORUM

-Derin bir söz paylaş da yüreğim soğusun.

-O yangını söndürecek söz yok ki bende.

Adam sevdiği kadını kırmış yandım da yandım diyor, kadın kim bilir kime nerede dert yanıyor, bu hikâye de olmayan benden umut bekleyen adam elindeki ateşi avucuma bırakıp hadi yanmadan söndür de kurtar beni diyor. Kime dokunsam elim yanıyor. Kimi dinlesem yüreğim acıyor.

. . .

Hiç kendi gözyaşlarını kullandın mı temizlemek için ruhunu? Yetmeyen gözyaşlarından kalanları arındırmak için gülücükleri kullandın mı seçenek olarak? Elinde kalanları çöp olarak atıp tertemiz başlamak varken yeniden,  başköşesine koydun mu hayatının? Bakmayınca kayboluyor sananlara inat zürafa gibi kafayı kuma gömmek yerine görmeyi tercih ettin mi? İyileşmez sandığın yaranın yerini unutunca fark ettin mi asıl şimdi arındığını?

. . .

. . .

Biliyorum ellerine söz geçiremeyen kadın gözlerine de söz geçiremedi. Biliyorum dün olumlu cümleleriyle neşe saçan kadın bugün tüm karamsarlığının da ellerinden tutup suratı beş karış gezdi. Biliyorum dün koşarak yol alan kadın düştü, kalktı, küstü, oturdu. Biliyorum olmaz dedi ama yine de oldurmak için kalkıp en güzel gülücüğünü de kendine süs yapıp yeniden dedi. Keşke dememek için günlerce bir şey demeyen kadın belki iyi ki de demedi ama tecrübe dedi. Ve bugün kadın yaralarını kendine aksesuar yapıp yaralarının kendini daha güzel göstermesine izin verdi.

. . .

. . .

. . .

Yaprak döker, tomurcuk açar sonra durmaz meyve verir, ağaç. Gün doğar, gece çöker. Sabah olur, akşam olur. Aydınlık gelir, karanlık gider. Karanlık çöker, ışık gider. Hafta ay olur, ay yıla döner. Meyve biter, yaprak kalır. Yaprak düşer, dallar kalır. Dal kırılır, kök kalır. Kök ne kadar sağlam tutunursa toprağa o kadar uzun kalır. Köküyle toprağa tutunabilen hep ayakta kalır.

. . .

. . .

. . .

-Sevmek beter bir şeymiş.

-Ben kimseyi sevmek istemiyorum.

-Parça parça hissediyorum hem de her parçam ayrı şehir de.

Adam bütün suçu sevgisine atmıştı, kendini böyle avutuyordu. Kadın kırılmış parçalarının peşine düşmüştü ve biliyordu, bir kere kırıldı mı eskisi gibi olmazdı ya üstüne basıp tuz buz edecekti ya da zamanını eskisi gibi olmayacağını bile bile heba edecekti.

. . .

Arkasına saklanıp kendine siper ettiğin cümlelerin yok mu? Korkuyorum demeyi kendine yediremeyip istemiyorum cümlesini eklemedin mi hayatına? Cesur birini her gördüğünde kıskanıp onun gibi olamadığın için onun yanlış olduğuna inandırmaya çalışmadın mı hem kendini hem de etrafındakileri? Yalanlarına yalan ekledin de sonra işin içinden çıkamayınca yeni bir yalanla örtmedin mi üstlerini?

. . .

. . .

Biliyorum bütün doğruları da yanıma alsam ilk karşılaştığımızda önce yalanları çıkaracağım çantamdan. Biliyorum içimdeki beni görme diye hayallerden bir ben yaratıp onun arkasında çıkacağım karşına. Biliyorum senin yarattığın adamla benim yarattığım kadın ilk önce çok da güzel başlayacaklar yaşamaya. Biliyorum yalanlarla başladığımız yola ilk yol ayrımında korkularımızı yanımıza alıp ayrı yollara doğru giderek son vereceğiz. Ve yine biliyorum korkularımızdan kaçmak için yeni hayaller yaratıp yeni yollar bulacağız. Ve yine, yine…

. . .

. . .

. . .

-Ben hayal kırıklığı değilim.

-Bunu ona anlat.

-DİNLEMİYOR.

Hayal kırıklığı varsa hayal vardır. Hayal varsa umut vardır. Umut varsa denemeye değer dedi üçüncü tekil kişi

. . .

Eline renkli kalemler alıp boyamak istemedin mi siyah beyaz olmuş hayatları? Ağlayan bir kadın gördüğünde çekinmeden gidip sarılmak gelmedi mi içinden? Soğuk bir akşamda bir adamla paylaşmak istemedin mi ceketini? Sahilin denizle kavuştuğu yerde durup sahilin ve denizin dalgalarla birbirlerine yaptıkları cilveyi izlemek keyif vermedi mi sana? Gözlerini kapattığında da güzel giden bir anının kaldığı yerden devam ettiğini hiç görmedin mi?

. . .

. . .

Biliyorum yaşadım demek için sebeplerin ayağımıza gelmesini bekledik. Biliyorum renkli kalemlerimiz vardı ama içimizdeki boyama bilen çocukları yok etmiştik. Biliyorum dans etmeyi hepimiz çok iyi biliyorduk da hep el alem ne der diye bitirdik ömrümüzü. Biliyorum sahiller hep kavuşma noktasıydı ama biz ayrılığı da ekledik kumlarının arasına ya da denizin dibine gönderdik en değer verdiğimiz eşyaları. Biliyorum sürekli saniyeler, dakikalar, saatler alıyor hayat ömrümüzden ve asla geri dönemeyeceğimizi anladığımızda geç kalmış olacağız. Ve biliyorum yine yaşasak yine kendimize geç kalacağız.

. . .

. . .

. . .

-Böyle büyümeyi tercih eder miydin?

-Yine olsa yine yaşardım.

Kadın başka bir kadının yükünü almak istedi sırtından çünkü biliyordu yükü ağır geliyordu, bedene. Kadın biliyordu kaç el değse de o yük aynı ağırlıkla yüklenecekti, kendine.

. . .

Dağılmış saçlarından, yılların eklediği çizgilerden, şişip sana ait değilim diyen gözlerden ya da akıttığı hayalleri yüzüne çizen rimelinden şikâyetçi değildi de aynaya bakarken, Ahh dudağının kenarında unutulmuş o öpücük olmasaydı.

. . .

. . .

Dün taşıyor toplayıp kaldırdığım valizlerden oysa henüz her yerde bugünün dağınıklığı. Sustuklarım dökülüyor çekmecenin açık kalmış yarısından hayatıma. Yatağın altına sakladığımı unuttuğum yalnızlığım sıkılmış olacak ki yerinden sızmaya çalışıyor bugünüme. Dünüm bugünüme karıştı, doğrular yanlışlarla her yer de. Yanlışlar doğruları götürse de kalabalık azalsa diyecek oluyorum kıyamıyorum ortada dolaşan birkaç doğruya.

. . .

. . .

. . .

-Korkuyorum mutlu olmaktan.

–  . . . . .

Sustum bugün yanlış cümleler kurmamak için. Sustum bugün sessizliğin arkasına saklanmak için. Sustum bugün vakit kazanmak için. Sustum bugün boğazıma baskı yapan cümleleri yutmak için. Sustum bugün, bağıra bağıra sustum.

BİLİYORUM” üzerine 3 yorum

  1. Korkuyoruz evet korkuyoruz hayattan uyku nöbetleriyle günleri geçirmeye çalışıyoruz monoton bir hayat yaşarsak tehlikeler bizi bulmaz sanıyoruz ve ne olursa olsun doğru oluyoruz …
    Işte kaybettiğimiz nokta burasi hayattan ve getirdiklerinden korkuyoruz. Düşmekten korkuyoruz mesela hiç düşmeden nasıl kalkmayı öğreneceğiz? Üzülmekten korkuyoruz ama mutluluğun kıymetini nasıl bilecegiz?monoton bir hayat yaşarsak kimse bize dokunmaz sanıyoruz ama Yarın ne olacağımızı nerden bileceğiz? Şu hayata tekrar gelmeyeceğiz ve yaşamaktan korktuklarimizi yaşamaya bir daha vaktimiz asla olmayacak ölümlü dünya diyoruz ya hani öleceğimizi biliyoruz eninde sonunda da hata yapmaktan mi korkuyoruz!
    Elinizden gelenin fazlasıyla doldurun hayatınızı yanlışlar yapın doğruları bulun güzel şeylere vesile olun hayal kurun hepsi olmayabilir ama mutlaka birini yaşamadan ölmeyin en önemlisi sevin karşılıklı karşılıksız ne farkeder sevin kendiniz için sevin ve sevebildiginiz için mutlu olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.