Anlat İstanbul

 

Merhaba İstanbul;

Uzun zaman oldu görüşmeyeli beni özlediğini düşündüğüm için buradayım. İstanbul’da olan birisini İstanbul’a yazı yazması ne kadar saçmaysa bu hayatta o kadar saçmadır aslında. Çok sevdiğim bir şarkının giriş cümlesi kadar boşlukta hissettiren bir gece, what we are living for ?

Bu sefer yolların daha çok midemi bulandırıyor. Havalimanından otele gidene kadar gerçekten de cehennemde yanıyor gibi canımı yakan bir yolculuk oluyor. Otele varır varmaz kapıyorum mini bardan bir redbull, yerlere düşmüş tansiyonumu toplasın ve daha fazla midem bulanmasın diye. Kalp ritmi bozukluğu olanlar bilir, kendinizden ve hayatınızdan nefret etmenizi sağlayan bir çok sebep vardır hayatınızda ve buna alışarak yaşamak zorunda kalırsınız. Yakınlarda iyi olduğunu daha önce duyduğum bir pizzacıdan pizza söyleyip dinleneceğim, derken pizzanın hala berbatlığı ile camdan dışarı da yemek yiyebileceğim nereler olduğunu görmek için bakıyorum. Kavacık hala çok güzel.

Sanırım buldum yakında harika mantı yapan bir mekan var burası beni düşürdü. Daha sonra istiklale ve ordan galataya gitmek iyi bir fikir, ah İstanbul hala sokakların yürümek için çok güzel. Etrafta anlamsız kötülükte bir hava olmasına rağmen ciğerlerime dolmasını isteyerek Kadıköy sahilde yürümek gibisi yoktur.

Yükseklik korkum olmasına rağmen seni görebilmek için kaç kere uçağa bindiğimi hatırlamıyorum bile. Korkudan göz bandı takıyorum uçakta. Telefona da o şekilde bakamayacağım için yalan söyleyip kapatıyorum. Sırf güçsüzlüklerimi görme de benden uzaklaşma diye. Oysa galata da bunu farketmene rağmen sadece dalga geçtin benimle. Sen farkında olmadan kirpiklerini sayardım İstanbul. Gözlerinin nasıl bu kadar güzel olduğunu düşünürdüm. Hayatım boyunca başını yasladığım en güzel omuza sahiptin. Başımı yasladığım da bu omzun benim için yaratıldığına inanacak kadar mutlu ve rahat olurdum. Hiç ısınmayan ve sürekli titreyen ellerim senin  yanında sıcacık olurdu, titremesi kesilirdi. En çok kalbinin cesaretine hayran olurdum. Benim gibi hayatı fobilerle dolu birisine göre o kadar cesurdun ki, hiç söylemezdim ama en çok cesur ruhunu severdim. Gezmeyi çok severdin, agrofobim olmasına rağmen senin yanında aynı adımları atmaya çalışırdım İstiklalde.

Vapura binmek ne kadar daha güzel olabilirdi ki. Benim gibi sürekli midesi bulanan birisinin bile midesi bulanmıyorsa kesinlikle güzeldir. Son bindiğimden bu yana çok şey değişmiş gibi görünüyor. Avlu da yalnızsın ve izlemeye değer bir manzaran yok artık. Akşam yemek yiyecek bir yer düşünmedim henüz, benim gibi yaşayacağı her an için 1 ay önceden plan yapan birisi için şaşılacak derecede garip şeyler yapıyorum son zamanlarda. Beşiktaş’ta bir dürümcüde birşeyler atıştırmaya karar veriyorum. Çok kalabalık ve dürüm felaket kötü maalesef. Beşiktaş’ta eğlenmek için her seferinde gittiğim mekana gidiyorum. Hiç sevmediğim o gürültü ve o ortam bu sefer çok iyi hissettiriyor. Adeta aşık oluyorum bu ortama. Hiç bitmeden sonsuza kadar burada kalabileceğimi düşünmeye başlıyorum. Midyecide midye yerken buluyorum kendimi. Saatin sabaha yaklaştığını farkettikten sonra dönüyorum.

 

Sabah hisarda kahvaltımı yaptıktan sonra her zamanki gibi tiyatro bileti bulamadığım avmde sinema da merakla beklediğim filmi buluyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama buraya her geldiğimde merak ettiğim bir filmin karşısında buluyorum kendimi. Gereksiz bir toplu taşıma zincirinden sonra kendimi yeniden Beşiktaşta aynı mekanda buluyorum. Bu sefer farklı oluyor  bir bir sorularını soruyorsun İstanbul. Cevaplamamı istiyorsun. Kabul ediyorum ama bu gece buradan çıktıktan sonra bambaşka bir adam olma şartıyla birlikte Herşeyi anlatıyorum sana, anlattıkça kendimi daha iyi hissedeceğimi düşündükçe anlatmaya devam ediyorum, o kadar yoruluyorum ki ama yine de sözümü tutuyorum sana. O gece oradan çıkarken bambaşka bir insan oluyorum gerçekten de.

Geçen ki mantı yediğim yerde kahvaltı yapıyorum. Uçak vaktim yaklaşıyor ama artık midemi bulandırmamaya başlıyor yolların. Attığım her adım için kendimi mutlu hissediyorum. Anlayacağın o gece anlattığım herşey beni bambaşka bir insan yapıyor gerçekten de. Büyüyorum sanırım…

 

Ben çok anlattım İstanbul şimdi sıra sende, sen Anlat İstanbul.

.

 

 

 

Bir Cevap Yazın